Nasıl bir gitme isteğidir ki apar topar toplarmış tonlarca ağırlıktaki çapasını.Nasıl bir aceledir ki dalgalar rüzgar çıkmadan fark etmezmiş yokluğunu. Böyle bir günün sabahı kovalayan saatlerinde hüzünlerden hüzün beğenmekle meşgulüm kendime. Bana çok yakıştırdığın gülümsememi fırlattım denize. Neyi sevdiysen, bugün ondan uzaklaşıyorum. Gün doğar doğmaz sokak lambalarına çatıyorum ne diye yanmazsınız diye. Horoz öter ötmez nefes alanlara çemkiriyorum. Buz tutmuş ellerimle, hissiz ruhum adapte olamıyor bu huzur barındıran şehre. Öyle bir yer olmalı ki titrek sesimle, korkak adımlarımla yaşamam kolay olsun. Kıtalar, topraklar öteye belki. Aynı yağmurda ıslansak damlalara sayıp sövecek çıt kırıldım sevgilin. Eline aldığı kahveyle yanmayacak elleri. Acıyı tarif edemeyecek bundan böyle. Renkleri anlatamayan bir kör gibi bağlanacak gözleri hüzne. Piyano sesini anlatamayan sağır misali duymayacak dertten kavrulan gönülleri. Önüne bakmadan yürüyecek yıllar yılı. Domatesin içlerini çiğneyip tükürecek yokluğuna. Yediğin yemekler geçmeyecek boğazından. Biri daha papatya getirse ve biri daha sarılsa kabuğuna çekilir, ağlayamadığına güler deli misali...
Denize aşık birinin gözyaşlarını çalmak nedir, bilir misin? Suyla büyüyen birinin ruhunu kuraklaştırmak. Hüzünleri, hayalleri, kalp kırıklıkları dökülüyorsa ellerinden; öne süreceğin hangi vefasız neden dindirir bu çağı? Dalgalar vurmuyorsa kıyılarına artık kim dinleyecek şu kalabalıkta? Özlemiyorsa, deniz red mi edecek kızını? Anlatacak dert bulamıyorsa kayalar sırtını mı çevirecek gülen yüzüne?
Geceler hüzün dolduramayacaklarsa içime, çekip giderler biliyorum. Yıldızları izlemesem parlamaz, dilemesem kaymazlar, pekala. Yalnızlığı ısıtsam aylardan ocak...
Erir mi buzları gönül dağımın, meçhul. Titanik bir daha batsa da bu sabah, aşkın gerçeklik payı olabilse ucundan.
Attığım taş sekse de kendimi affettirebilsem maviye.
Denize aşık birinin gözyaşlarını çalmak nedir, bilir misin? Suyla büyüyen birinin ruhunu kuraklaştırmak. Hüzünleri, hayalleri, kalp kırıklıkları dökülüyorsa ellerinden; öne süreceğin hangi vefasız neden dindirir bu çağı? Dalgalar vurmuyorsa kıyılarına artık kim dinleyecek şu kalabalıkta? Özlemiyorsa, deniz red mi edecek kızını? Anlatacak dert bulamıyorsa kayalar sırtını mı çevirecek gülen yüzüne?
Geceler hüzün dolduramayacaklarsa içime, çekip giderler biliyorum. Yıldızları izlemesem parlamaz, dilemesem kaymazlar, pekala. Yalnızlığı ısıtsam aylardan ocak...
Erir mi buzları gönül dağımın, meçhul. Titanik bir daha batsa da bu sabah, aşkın gerçeklik payı olabilse ucundan.
Attığım taş sekse de kendimi affettirebilsem maviye.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder